Kalın Bağırsak (Kolon ve Rektum) Kanseri ve Akdeniz Diyeti

Sebze ve meyvenin bol tüketildiği, kırmızı etin oldukça azaltıldığı, balık ve zeytinyağına ağırlık verildiği “Akdeniz Diyeti”nin başta kolon (kalın bağırsak) kanseri olmak üzere birçok kanser türünün gelişimini önlediği bilimsel çalışmalarla kanıtlanıyor

Kolon ve rektum (kalın bağırsak) kanseri, ülkemizde hem erkekler hem kadınlarda 3. sıklıkta görülen kanserdir ve kansere bağlı önemli yaşam kaybı nedenlerinden birisidir. Erken yaşlarda görülme sıklığının artması nedeniyle birçok kişi, kolon kanserine yakalanma riskini azaltmak için nasıl beslenmesi gerektiğini merak etmektedir.

Diğer taraftan hali hazırda kolon kanseri tanısı almış ve tedavisi tamamlanmış birçok kişi şu soruyu sıklıkla düşünmekte: Kanserin nüksetme (tekrarlama) riskini azaltmak için alınacak daha fazla tedbir var mı?

Kontrol edebileceğimiz tedbirler arasında herkesin bildiği gibi sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek vardır. Sağlıklı yaşamın en önemli göstergelerinden biri ideal kiloda olmaktır. Bunun için de bireyin sağlıklı beslenmesi ve aktif bir yaşam sürmesi neredeyse şarttır. Senelerdir dünyanın en iyi diyet sıralamalarında birinci sırada yer alan Akdeniz diyeti aslında en güzel sağlıklı beslenme şeklidir.

Bilimsel araştırmalar “Akdeniz diyeti”nin kalın bağırsak kanseri riskini azalttığını kanıtladı

Akdeniz diyetinin pek çok çalışmada kolon kanseri riskini azalttığı gösterildi. 2018’de JAMA Oncology‘de yayımlanan gözlemsel bir çalışma sonuçlarına göre; iyi bir diyet ve egzersiz alışkanlığı, kolon kanserli kişilerin yaşam süresini uzatmada etkili.

Sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillerden zengin buna karşılık sınırlı et tüketimi ile karakterize bir diyet birçok çalışmada kolon kanseri nüks riskinde azalma ile sonuçlandı.

Bununla birlikte tanı öncesinde de yüksek sebze-meyve ve düşük hayvansal ürün tüketimi, daha uzun yaşam süreleri ile ilişkili bulundu.

Akdeniz diyetinin kolon ve rektum kanserlerinin gelişme ihtimalini azalttığını biliniyor. Fakat Akdeniz diyetindeki hangi gıdaların bu risk azaltımını sağladığı konusunda şimdiye kadar net bir çalışma yoktu. Fliss Isakov ve ekibi tarafından gerçekleştirilen araştırmanın sonucu dikkat çekicidir. Yüksek balık, meyve tüketimi ve düşük meşrubat/alkol tüketimi, kolorektal polip (genellikle organların boşluklarında gelişen bir doku büyümesi) olasılığını azaltmada en iyi kombinasyon olarak bulundu.

Yeni çalışmalar Akdeniz diyetinin diğer bileşenlerinin de sağlık yararları ortaya çıkarıyor. Lifli gıdalar ve kuruyemişlerin de kolerektal kanser riskini azalttığı bulundu.

Kuruyemişler

Bir araştırmada özellikle kabuklu kuruyemiş (ceviz, badem, fındık gibi) tüketmenin kolon kanseri nüks riskini azaltıyor olabileceği gözlemlendi. Bu araştırmaya göre, haftada 2 porsiyon veya daha fazla kabuklu kuruyemiş tüketen bireylerde kolon kanseri tekrarı riski %40’a varan oranda düşmektedir. Bu olumlu etki sadece ağaç kabuklu kuruyemişlerinde (ceviz, badem, fındık, kaju gibi) gözlenmiş, örneğin yer fıstığında gözlenmemiştir. 1 porsiyon kuruyemiş miktarları yaklaşık 15 gramdır.

Lif tüketimi

Liften zengin beslenmenin birçok sağlık yararı vardır. Yapılan araştırmalarda lif tüketiminin kolon kanserine yakalanma riskini azalttığı görüldü. Lif bakımından zengin gıdalar tüketmek sadece kolon kanserini değil koroner kalp hastalığı, felç, tip 2 diyabete de yakalanma riskini %16–24 oranında azaltıyor.

akdeniz diyeti

Kolerektal kanser denince birçok insanın aklına gelen diğer bir soru kırmızı et tüketimi ile ilgilidir.

Artıları ve eksileri ile kırmızı et

Ekim 2015’te Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı raporda, işlenmiş kırmızı etin bazı kanserlerin oluşum riskini arttırdığına yönelik kanıtlar sunulmuştur. İşlenmiş (salam, sucuk gibi) kırmızı et çeşitlerinin karsinojen maddeler olduğu gösterilmiştir.

Kırmızı et tüketimi ve kanser ilişkisini araştıran 800 makalenin sonuçlarına göre günlük 50 gram işlenmiş kırmızı et – dana ve domuz ön planda – tüketimi kolorektal kanser riskini %18 artırmaktadır. Sadece kalın bağırsak kanseri değil, pankreas ve prostat kanserinde de etkisi olduğu düşünülmektedir.

Bununla birlikte Birleşik Krallık’ta yapılan bir çalışmada işlenmiş etlerdeki nitrit miktarının kanser riskini artırmada esas olduğunu bildirildi. Bazı gıda üreticileri eti iyileştirmek, rengini artırmak veya raf ömrünü uzatmak için sodyum nitrit kullanır. Bununla birlikte tüm işlenmiş etler nitrit içermez. Örneğin İngiliz ve İrlanda sosisleri nitrit içermezken, ABD ve Avrupa Kıtası’ndan gelen sucuk, salam ve sosisler nitrit içerir.

İngiltere’de hükümet, insanların işlenmiş et tüketimini günde 70 gram ile sınırlandırmasını önermektedir. Bu da ülkedeki kişi başına ortalama günlük tüketimdir.

İnsanların diyetleri söz konusu olduğunda o kadar çok değişken var ki!.. Ama nitritlerle ilgili kanıtlara bakıldığında sosis, sucuk gibi nitrit içeren işlenmiş etlerle kolerektal kanser arasında güçlü bir bağlantı var. Amerikan Kanser Derneği işlenmiş etler yerine balık, kümes havanları ve bakliyatların tüketilmesini önerir.

Doğru beslen kansere karşı güçlen

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Corona Virüs Aşısı Yaptıran Kişiden Virüs Bulaşır mı?

Per Ara 10 , 2020
Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve İl Pandemi Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Çelen, corona virüs aşısı olan kişilerin taşıyıcı olamayacağını açıkladı. Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve İl Pandemi Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Çelen, aşı tartışmasının gündemde olduğu bugünlerde insanların kafalarını karıştıran birçok […]
coronavirüs aşısı

Recent Post